Burcu Başar

St. Petersburg, Hermitage Müzesi

Hiç çekinmeden söyleyebilirim – bugün Dünya`da güzel sanatlar müzesi anlamında en az Paris`teki ünlü Louvre Müzesi kadar yeri olan bir müze Hermitage Müzesi. Esasında Rus Çarlık ailesinin rezidansı olarak kullanılan binanın müzeye çevrilmesi sonucu kurulmuş Hermitage size hem tam anlamıyla bir sarayı geziyormuş deneyimi yaşatacak, hem de koleksiyon çeşitliliğiyle aklınızı başınızdan alacak. Rembrand, Leonardo Da Vinci, Van Gogh ve El Greko bu müzede eserleri bulunan sanatçılardan sadece bir kısmı. Müzede sergilenen eserlerin ilk kaynağını ise Büyük Katerina olarak da bilinen ve 1762’den 1796’ya kadar Rusya Çariçesi II. Katerina’nın Alman tüccar Johann Ernst Gotzkowsky’den satın aldığı koleksiyon oluşturmakta. Beni müzeyi gezerken en çok şaşırtan unsurlardan birisi de aslında binanın bu geçmişine bağlı. Not ettiğim gibi bugün müzenin ana binası olan Kış Sarayı esasında çarlık ailesinin rezidansı olarak inşa edilmiş olup, 1917 yılında gerçekleşen Rus Devrimi sonrası müze olarak kullanılmaya başlanmış. Müzenin içerisinde geniş sergi salonları ve koridorlara ek olarak bir de sanki evinizin oturma odası boyutunda küçük sergi alanları mevcut ve bu alanlarda Dünya`da önemli bir yere sahip bir resimle karşılaşabilirsiniz. Orijinal olarak müze olarak inşa edilmeyen binada haliyle bu tür durumlar da söz konusu olabiliyor. Hermitage`in içi kadar dışı da - hele bir de gece vakti Neva nehrinden bakıyorsanız, oldukça etkileyici. Bina içinde yatan tüm hazinelerle birlikte tüm ihtişamıyla teknelere el sallıyor. Rusya seyahatimin her anı bana ne kadar önemli bir medeniyeti ve tarihi geziyor olduğumu anımsatacak şekilde ilerliyor. Hermitage gibi bir müze de zaten bu ihtişamın olmazsa olmaz bir unsuru gibi beliriyor. Son bir not olarak, biletlerinizi önceden internetten almanızı öneririm, size ciddi şekilde zaman kazandıracaktır.