Didem Doğan

Afrodisias

Hierapolis ile Efes arasında (bugün Denizli ile Kuşadası arasında) yer alan Afrodisias en güzel antik şehirlerinden biri, Unesco mirası listesinde yer alıyor aynı zamanda. Bir zamanlar Lidya eyaletinin başkenti Afrodisias’ın tarihi M.Ö. beşinci yüzyıla kadar gidiyor. Birinci ve üçüncü yüzyıllar arasında heykelciliğin gelişmesiyle şehir ün kazanıyor, yanıbaşındaki Babadağ’ın mermerleri ile mermer ocaklarında işlenen heykelleri bu sanat dalının oldukça gelişmiş olduğunun göstergesi, antik kenti ziyaretinizin devamında Afrodisias Müzesi’nde bazı örnekleri görebilirsiniz. Bu Yunan, daha sonra Roma şehri önemini 7. yüzyıla kadar koruyor ama sonrasında hem komşu şehir Efes gibi aynı kaderi paylaşarak önce depremlerden dolayı yıkılıyor, Bizans döneminde yavaş yavaş önemini kaybederek ile onikinci yüzyıl itibariyle şehir neredeyse terk ediliyor. Fotoğrafçı Ara Güler’in 1954’te foto muhabir olarak bölgede gezerken tesadüfen dikkatini çeken bu yer, bölgedeki bir köy kahvesinde otururken masa olarak kullanılan eski taşlar üzerine yerlilerle sohbet etmeye başlaması, sonra bu köye geri dönerek çektiği fotoğraflar yardımıyla burada antik bir şehir bulunması ihtimali üzerine arkeologlar bölgeye kazı çalışmaları için geliyor, Türk arkeolog Prof. Kenan Erim’in hayatını adadığı bu çalışmalar New York Üniversitesi arkeologları ile birlikte uzun emekler sonrası ziyarete açılıyor.

İsmini aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’ten alan Afrodisias’ta sizi karşılayan, girdiğinizde göreceğiniz anıtsal bir kapı. Afrodit tapınağı kalıntılarından yeniden oluşturulan, resimde gördüğünüz bu kapı bir restorasyon harikası. Tetrapylon dört tarafında dört sütundan ismini almış ve Korint tarzında sütunlardan oluşan bu kapının üzerindeki kabartmalarda Eros, Nike gibi tanrılar ve av sahneleri yer alıyor.

Amfi tiyatro, hamam kalıntıları ve son olarak Afrodisias’ın size yapacağı sürprizlerden biri devasa Stadyumu. Tırmandığınız ufak bir tepeciğin ardından kocaman bir stadyum ile karşılaşıyorsunuz. Burası otuz bin seyirci için yapılmış ve bugün de oturma yerlerinin büyük kısmı ayakta. Afrodisias Müzesi’ni gezmeyi de ihmal etmeyin. Afrodisias Efes’e yaklaşık, Hierapolis ve Pamukkale’ye ise bir saat kadar mesafede. 

This site uses cookies to understand visitor needs. You can see our terms of service police here. To allow us to improve our content please click ok. OK