Didem Doğan

Alfama’da Fado

Gökyüzünün altında irili ufaklı, alcak ve yüksek sayısız kırmızı kiremit çatı, yokuş aşağı inip çıkan tramvaylar, çatıların ufacık bir boşluk yaptığı köşelerden gözüken nehir kıpırtısı. Alfama, Arapça ‘al hammam’ kelimesinden gelen Lizbon’un eski şehrinin adı. Ortaçağdan kalma ve 16. Yüzyıla kadar kraliyet ailesinin ikameti olan São Jorge Kalesi ile Tejo nehri arasındaki vadide kurulmuş, Arap hakimiyeti zamanlarından beri yaşayan bir yer. Dik yokuşların arasından minik meydanlara çıkıyor, kavşakların ardından ‘mirador’ denen şehrin manzarasını seyredeceğiniz teraslara varıyorsunuz. Alfama'nın daracık eski sokaklarında dolaşırken iç güdülerimize kulak veriyoruz ve kendimizi ayaklarımızın gittiği yere doğru bırakıyoruz. Bir fado klubündeyiz, burası eski şehrin renovasyonu sırasında yenilenene evlerden biri, asma katlı, ahşap masala İspanya’nın tabloa’larına benzer bir performans yeri… Müzisyenler henüz sahne almamış, fonda çalan müzikte Mariza (dünya çapından tanınan Fado şarkıcısı), Alfama diye bağırıyor: ‘Lizbon’a akşam düştüğünde, kanatsız bir yelken gibi, penceresiz bir eve benzer Alfama… yalnızlık kokar, sessizlik kokar…’ Portekizce bilmeyen birinin bile gözlerini yaşlandıran fadoyu dinleyebileceğiniz yerlerden biri Clube de Fado, duvarlarında ünlü ziyaretçielrin fotoğrafları ile süslü ahşap masalı tipik bir Alfama evi.