Didem Doğan

Amazon Tiyatrosu: ormanın ortasına Avrupa’dan düşen bir damla

Amazon Tiyatrosu bu şehrin simgesi! Manaus’un otuz yıl boyunca kauçuk ticareti ile zenginleştiği dönemde hiçbir masraftan kaçınılmayarak tam tamıyla Avrupa’dan örnek alınarak rönesans mimari stilinde inşa edilen, on beş sene süren yapımı bittiğinde 1896’da açılan opera binası- 2016’da 120. senesini kutlamış. Dünyanın en güzel opera salonları sıralamasında ilk onda yer alıyor. Tiyatroyu gezmenin en güzel yolu rehberli turlar. Biz gezerken Filarmoni Orkestrası’nın provalarına denk geliyoruz; fonda orkestranın çaldığı müzik tiyatronun her köşesindeki gözümüze çarpan detayları daha da bakılası hale getiriyor. Brezilya’nın ortasında sanki Avrupa’dan buraya ışınlanmış gibi hissediyoruz. Giriş salonundaki pembe koltukların üzerinde otuyoruz, salonu çevreleyen sütunlar üzerindeki maskelerin altında klasik müzik, edebiyat gibi alanlarda efsaneleşmiş sanatçıların isimleri sıralanmış: Beethoven, Mozart, Verdi, Goethe, … Tiyatronun merdiven, heykellerinde kullanılan mermerler ve salonlardaki cam lambalar İtalya’dan, tavanındaki çiniler Alsace’tan, çelik duvarlarında kullanılan malzemeler İskoçya’dan getirilmiş. Üst katlara çıkıp sahneye bir de localardan, balkonlardan bakıyoruz. Toplamda yedi yüz kişiyi ağırlayacak kapasitede. Yapıldığı dönem ziyaretçileri büyük çoğunlukla aristokrat sınıftan kişleri olsa da bugün herkese açık ve birçok konseri ücretsiz dinlemek mümkün, biz de bir tanesine denk geliyoruz. Tiyatro’nun önünde yer alan San Sebastian Meydanı özellikle geceleri hareketli. Pembe beyaz bir binanın kubbesi Brezilya bayrağını resmeden yeşil sarı seramiklerle döşenmiş. Dışarıdan bakıldığında ışıl ışıl duran bu otuz altı bin kadar seramik güneşin yansımasıyla sanki camdan yapılmış gibi bir yanılsama oluşturuyor.