Didem Doğan

Evora, zamanın durduğu yer

Kaderimizde Evora’ya gitmek vardı. Portekiz’de plansız programsız günlerimizi akışa bırakarak geçirmiştik, listedeki her yeri ziyaret etmek için çırpınan Amerikalı turistler gibi yapmayıp doya doya kalmak istediğimiz kadar kalmıştık sevdiğimiz yerlerde ve hep gitmek istediğimiz Evora’ya gidecek zaman kalmamıştı. İstanbul’a döneceğimiz gün tam valizleri alıp otelden çıkmak üzereyken telefon çalıyor ve İstanbul’daki yoğun kardan dolayı uçuşun iptal edildiğini söylüyor, bir gece daha buradayız demek ki… Soluğu otobüs garında alıyoruz. Lizbon’dan bir iki saatte ulaşılıyor Evora’ya. - Portekiz’de özellikle raylı sistem çok gelişmiş, ve ulaşım Avrupa standartlarının bile ötesinde oldukça kolay. İnsanlar çok yardımsever, medeni, Akdenizlilerin sınıf atlayıp daha da eğitimli ve düzenli hale getirildiklerini hayal edin ve yaşadığı yeri müthiş bir estetik duyarlılıkla dönüştürdüklerini- Evora’ya Romalılar M.Ö. 1. yüzyılda gelmiş. Şehrin ismi Keltler zamanında kullanılan dilde porsuk ağacı anlamına gelen ebora’dan geliyor. Romalılar M.Ö. 1. yüzyılda buraya gelmişler ve duvarlarla çevrili tipik bir Roma şehri kurmuşlar, şehrin tarihi merkezi o zamandan kalma Diana tapınağı etrafında kurulmuş, bugün de tapınaktan kalan sütunlar ayakta; hemen yanında 12. yüzyılda inşa edilen Gotik tarzda Evora katedrali nasıl hem bu kadar sade hem bu kadar görkemli olabiliyor. Şehrin havası öylesine saf ve duru ki saki zaman buralara hiç işlememiş; Evora’da yürüyen bir kişi 11. yüzyıldan M.Ö. 1’e yüzyıla on dakika içinde geçebilir…