Didem Doğan

Museo de Oro: altının bize anlattığı sayısız hikaye, El Dorado efsanesi

Kolombiya İspanyollar buraya 1499’da gelmeden önce sayısız yerlinin yaşadığı topraklardı. Bugün Bogota’nın bulunduğu bölgede Muiscalar, kuzeyde Tayronalar, ve geri kalan yerlerde birçok topluluk, Suni, Quimbaya, San Augustin, Zunu kabileleri, ya da Kızılderili denebilecek yerli insanlar yüzyıllar boyunca yaşamaktaydılar. Müzedeki binlerce parça bize bu insanların gündelik yaşamı, dini görüşleri, yaşam ve ölümü nasıl anlamlandırdıklarına dair ipuçları veriyor. Ziyaretin başladığı salonun başında Metalurji üzerine bir video izliyorsunuz, daha sonra salonlarda her tema etrafında hem İspanyolca, hem İngilizce açıklamalarıyla arkeolojik parçalar sergileniyor, bir hazine niteliğinde bu yer. Binlerce parçalık koleksiyondan oluşan Müze’nin sergilediği en önemli parça belki de bu: tekneye benzer, daha doğrusu bir sal denebilecek şeyin üzerinde aynı yöne bakan bir grup insan, içlerinden biri insan boyutlarından daha büyük, samba okullarının geçit törenlerinde gördüğümüz kostümlü kuklalar gibi… Avrupalı beyaz adamın bu topraklara ayak bastığı dakikadan itibaren aradığı tek şey zenginliğin simgesi ‘altın’dı. Ve efsaneye göre zenginliklerle dolu uzak topraklar El Dorado diye adlandırılıyordu. İspanyollar 1537’de Muisca topraklarına vardıklarında bir kabile şefinin yanındakilerle birlikte gölün dibine zümrüt ve altınları attıkları bir törenleri olduğunu duymuşlardı. Muisca’ların Guatavita gölünde gerçekleştirdikleri bu tören o zamandan beri El Dorado efsanesi ile bağdaştırılmıştı. Gerçekten de Muiscalar sadece Guatavita gölünde değil başka bir çok gölde ‘kurban’ törenleri yapıyorlardı. Bu törenlerin ekim ve hasat zamanı, yıldızların hareketleri gibi belli tarihleri vardı. İspanyollar kendi topraklarındakine benzer bir taç giyme töreni sandılar bu seremonileri. Gölün dibinde yatan o devasa altını bulamadılar, göl bu hazine avından dolayı büyük su kaybına uğradı. Müzede sergilenen bu salın üzerindeki ana karakter kabile reisi başında, kulaklarında ve burnunda halkalar taşıyor ve yanında belli ki kendinden daha alt konumda diğer rütbeli kişiler geliyor.