Didem Doğan

Museu de Som e Imagem: Lambe Lambe, Vivian Maier, Roberto Frankenberg

São Paulo’nun en güzel semtlerinden Jardins bölgesinde başka bir müze: Ses ve imaj müzesi. Burada birkaç güzel sergiye denk geldim. 'Lambe-Lambes’: São Paulo sokaklarının tanığı sokak fotoğrafçıları. 20 yüzyılın başlarında São Paulo sokaklarını fotoğraflayan bir grup fotoğrafçı gündelik hayatın tarihine tanıklık edercesine sokakları fotoğrafladılar. 40lı ve 50li yıllarda doruğuna ulaşan bu aktivite 70'lerde fotoğraf teknolojisinin ilerlemesiyle ve şehirdeki dönüşüm nedeniyle azalmaya ve folklorik hale gelmeye başladı. Müzenin arşivinden seçilmiş bu fotoğraflara bakarken bugün artık daha da hızlı ve çılgınlık derecesinde çoğalmış fotoğrafların günün birinde eski bir teknolojinin ürünüymüş gibi hayretle sergilenir mi diye merak etmekten kendimi alamıyorum… 'Vivian Maier’in gösterdiği dünya': bir başka zamanın yine bugünle karşılaştırılması. Vivian Maier yeni keşfedilen bir fotoğrafçı, Kuzey Amerikalı, büyük çoğunluğu New York ama aynı zamana Chicago ve Los Angeles sokaklarında da çekilen sıradan insan ve gündelik hayat görüntüleri. Ve kamerasını aynaya tutarak çektiği kendi fotoğrafları, sanki her sokağa çıkışında bir de kendisini çekmiş. Selfie olgusunun henüz var olmadığı, ama ona benzer bir güdüyle olsa ki, insanın kendisini her an belgelemek isteğinin göstergesi fotoğraflar… Bir diğer odada yine yeni tanıştığım başka bir fotoğrafçı: Roberto Frankenberg’in "Yüzler 1" isimli sergisi Yahudi asıllı Brezilyalı fotoğrafçının soykırımda ölen dedelerinin izini sürmek için Sobibor, Auschwitz-Birkenau, Majdanek ve Treblinka gibi toplama kamplarına yaptığı yolculuklarda çektiği fotoğraflar. Tarla ve ağaç resimleri çoğu. Onların toplama kamplarına götürülürken gördüğü manzaralar, kanlarının ve küllerinin karıştığı toprak… Son olarak André Gardenberg’in yakın plan çektiği maviye bezeli doğa, ağaç fotoğrafları. ‘Nehrin yannda yedi yaşındayım’ isimli yakınlarda hayatını kaybeden Brezilyalı şair Manoel de Barros’un ilham aldığı Rio de Janeiro’daki Botanik bahçesi, Itaipava gibi bahçelerde seyre daldığı tropik doğaya hayranlığının bir deklarasyonu. Ve hayatın uçsuz bucaksızlığının basit şeyleri farketmekle başladığının farkındalığı.