Didem Doğan

Orsay Müzesi’nde Yıldızlı Geceler

Orsay Müzesi’ndeyiz. St Germain semtinin devamında Seine nehrinin sol kıyısında eski bir tren garı devlet müzesine dönüştürülmüş; müze daha çok ‘impressionistes’ denen ‘izlenimci’ ressamların koleksiyonu ile tanınır. Manet, Renoir, Cezanne, Monet, Van Gogh… İzlenimcilerin yaptığı en büyük yenilik gündelik hayatı betimlemek olmuştu. 19. yüzyılın ikinci yarısı, tren garları, piknik yapanlar, tiyatrolar… İzlenimcilerin bu kadar ünlü olmalarının nedeni sadece resim tekniğini değiştirmeleri, ışığı kullanmaları değildi; onlar ‘özneyi’ resmin merkezine yerleştirdiler aynı zamanda, ‘an’ı betimlediler, poz verilmeden, var olduğu şekilde anlatmayı başarabildiler… Van Gogh’un resmi de hayat hikayesiyle bağlantılı bir şekilde bu akımla kesişmiştir bir dönem. Kardeşi Theo’nun sanat tüccarlığı yaptığı yıllarda Paris’e gelir ve izlenimcilerin eserlerini görür. Orsay Müzesi’nde sergilenen tablolarından biri oldukça meşhur ve müzenin koleksiyonunun en önemli parçalarından. Van Gogh’un Yıldızlı Geceler tablosu Fransa’nın güneyinde Arles’da yaşadığı dönemde yaptığı bir tablo. 1889 Noel’inde Ressam Gaugin’le o çok bilinen kulak kesme hikayesinin yaşandığı olay Arles’da Van gogh’un Gaugin’i birlikte yaşamaya davet ettiği sarı evin yakınlarında geçer. Rhone nehri de bu eve yakındır. Tabloda nehir kenarına dizili evlerin suya vuran yansımalarını görürüz, yıldızlar olduklarından daha büyük, yuvarlak daireler halindedir, lacivert ve sarı egemendir ve kasabanın ve nehrin sükunetiyle yıldızların yaydığı enerji arasında bir tezatlık vardır. O kadar efsaneleşmiştir ki bu tablo bilimadamları bunun ardında bir matematik gizli olduğunu iddia ediyorlar bugün; fizikte türbülans denen hadise sonucu Van Gogh yaşadığı delirme anlarında yıldızları bizim gördüğümüz gibi değil gerçekte oldukları gibi görmüştür ve çizmiştir. Sanki gerçekliği görmesinin bedelini ödemiştir ruhsal buhranları ile? Bu da Fransız şairin Antonin Artaud’nun ressam hakkında söylediklerini doğrular : “Van Gogh önceden bir figür oluşturmuyordu zihninde, onun bizzat kendisi resminin hem nesnesi hem de öznesiydi… onun resminde olan bu dünyadaki var olma haliydi”… Yıldızları çizerken kendini çizen bir ressam…