Didem Doğan

Plaza de Mayo & Café Tortoni & Café London City

Başkent Buenos Aires çok sayıda sokak hareketlerine ev sahipliği yapmış, Latin Amerika’nın kanlı tarihinde birçok protestoya sahne olmuş bir şehir aynı zamanda. Mayıs Meydanı tüm siyasi hareketlerin merkezi, Arjantin’in Mayıs 1810’da İspanya’dan ayrılıp bağımsızlığına kavuşmasından beri burası halk sesinin çıktığı ve dünyaya duyulduğu ana yer, bu seslerden en bilinir olanı Mayıs Meydanı annelerininki- askeri yönetimin sol gerillalarla savaşı sırasında evlerinden alıp yok ettiği ‘bizdeki faili meçhul’ cinayetlere benzer bir vahşetin unutulmaması için burada toplanan annelerinki. Meydanın bir köşesinde meşhur Pembe Saray, bir diğer köşesinde şehir katedrali, ortada bir dikilitaş. Meydanı arkanızda bırakıp Avenida de Mayo boyunca yürüseniz ileride solda şehrin en klasik kafelerinden birine varacaksınız. Café Tortoni: burada mola vermek Buenos Aires’in tarihi havasını solumak gibi. Seneler boyunca hiç değişmemiş masalar, sandalyeler, yüksek tavanları taşıyan duvarlar, sanki tüm bu dekorasyonun parçası haline gelmiş garsonlar, ellerindeki tepsiler ve kahveyi sundukları fincanlar. Sanki yap-bozun bir parçası değişse tüm tarihe tanıklık eden bu kafe de bozuluverecek. Hem hala popüler bir uğrak yeri olarak kalmak, hem de eskisi gibi, herkesin bildiği gibi aynı kalmış. Aynı sırada biraz daha ileride başka bir geleneksel kafe: London City. Nobel ödüllü Arjantinli yazar Julio Cortazar, söylenildiğine göre "Los Premios" adlı romanını bu kafede kaleme almış. Dünyaca tanınmış edebi şahsiyetlerin, tabiki dünyaca tanınmadan önce, mesken tuttuğu kafeler ve burada oturup defterlerine karaladığı, sonradan efsaneleşmiş romanlarını yazdığı bir yerde olmak, belki aynı masada oturmak için uğranmalı.