Didem Doğan

Rio de Janeiro

80’lerin efsane şehri Rio de Janeiro, ’Cidade maravilhosa’, yani muhteşem şehir, 15. yüzyılda Portekizlilerin bir Ocak ayında yanaştıkları Guanabara koyunu bir nehrin ağzı sanıp da şehre ‘Ocak nehri’ ismini verdikleri zamandaki bakir halinden çok uzak olsa da hala kanımca dünyanın en güzel birkaç şehrinden biri. İlk gittiğimde şehrin iki meşhur tepesinden (İsa Heykeli’nin olduğu Corcovado ve kesme şeker tepesi) dakikalarca ormanlarla kaplı dağların okyanusla buluşmasının, birbiri ardına sıralanan sahillere vuran Atlantik Okyanusu’nun beyaz köpüklerinin, sesleri sanki evrendeki her sesi bastırır gibi yankılanan egzotik kuşların ötüşünün üzerimde bıraktığı etkiyi unutamıyorum. İlk bakışta aşk sanki sadece bu şehirde başıma gelecek bir şeydi… Daha sonra gittiğimde de üzerimde hep aynı etkiyi bıraktı. Rio’ya ilk defa gidecekler için bazı pratik bilgiler: Eğer bütçe ile ilgili bir derdiniz yoksa mutlaka Zona Sul denen şehrin Güney bölgesinde kalan plajların olduğu (birbiri ardına Leme, Copacabana, Ipanema, Leblon) bölgede konaklamanızı öneririm. Okyanus şeridindeki oteller en yüksek fiyata sahip olup, paralel sokaklardakiler denize uzaklığı mesafesinde daha ekonomiktir. Leblon ve Ipanema Copacabana’ya göre birkaç gömlek üstündür. Sabahları erken saatlerde, daha gün doğumunda bile kumsalda ve yolun üzerinde koşu ve bisiklet için ayrılmış şeritte spor yapan insanlar görürsünüz. Brezilya’da spor yapmak hayatın en öncelikli maddelerindendir. Şehrin tam göbeğinde olsanız da okyanusta yüzebilirsiniz. Tropik iklim özellikle yaz aylarında insanların neredeyse günün tamamını kumsalda geçirmelerinden dolayı bir plaj kültürü yaratmış; tüm gün plajda kalarak karnınızı doyurabilirsiniz, elinde minik mangalıyla çubukta keçi peyniri pişiren satıcılardan tutun, içkilerini depoladığı mini dolabı yanından taşıyan halka herkes bir şekilde günü burada geçirir. Şehirde turistler için ana aktivite meşhur İsa heykelinin olduğu Corcovado ve Kesme şeker tepesi, her ikisi de ziyarete değecek güzellikte. Eğer vaktiniz varsa şehrin eski şehrini (Centro) gezmenizi de öneririm, unutmayın Rio iki yüzyıldan fazla bir süre, Salvador’dan tahtı devraldıktan sonra ve Brasilia’ya tahtı devretmeden önce, Brezilya’ya başkentlik yaptı. Portekiz sömürge döneminden kalan bir çok önemli mimari yapı göreceksiniz, Teatro Municipal’de benim gibi şanslıysanız bir gösteri bile seyredebilirsiniz. Diğer bazı aktiviteler harikulade güzellikte botanik bahçe, Ipanema’da Pazar günleri kurulan bit pazarı, eğer macera merakınız varsa Barra de Tijuca’da dağın tepesinden paraşütle atlayıp hayatınızı en güzel deneyimlerinden birini yaşayabilirsiniz. Eski şehirden kalkan teknelerle geçeceğiniz karşı kıyıdaki Niterói semtini daha sakin bulacak, Niemeyer imzalı binaya hayran kalacaksınız. Ya da sanatçıların yaşadığı bohem mahalle Santa Teresa’yı ziyaret etmek isteyebilrisiniz. Şehir dışına çıkmak isterseniz en yakın yerler Kraliyet Ailesi’nin yazlık Sarayı’nın bulunduğu dağların arasında Petrópolis kenti, Costa Verde denilen sahil şeridinde yer alan, hala Rio eyaletinin sınırları içinde, minik renkli koloni şehri Paraty, motorlu araçsız ve sadece teknelerle seyahat edilen büyük ada Ilha Grande, Rio’nun biraz uzağında Buzios. Rio’nun uluslararası havaalanın GIG müzisyen/kompozitör Tom Jobim’in adını taşıyor. MeRkezdeki daha ufak havaalanı Santos Dumont (SDU) ise Brezilya içi uçuşlarda kullanılabilir ve merkeze yakınlığı sizi trafikten kurtararak zaman kazandırır.