Didem Doğan

Sabancı Müzesi’nde Ai Wei Wei sergisi

Sabancı Müzesi’ndeki Çin’in dünyaca ünlü çağdaş sanatçısı Ai Weiwei sergisini gezdiğinizde, sanatçının yaşam öyküsünden, aktivist karakterinden, doğduğu ve yaşadığı ülke başta olmak üzere dünya üzerindeki her türlü gücün temsine karşı yaptığı eylemlerden habersizseniz, gördükleriniz size çok şey ifade etmeyebilir. Üç kata yayılan serginin adı ‘Ai Weiwei porselene dair’; bir köşeye yığılmış porselen yengeçler, yine ortada yığılı birçok porselen çaydanlık ağzı, ufak taşlar, kırılmış tabak parçaları… Belki de ilk bakışta neden orada olduklarını anlamadığınız bu nesneler sanatçının yaşam öyküsüne bakarak biraz anlaşılabilir. Çin’in ev hapsine mahkum edilen, muhalif, sistem karşıtı çağdaş sanatçısı Ai Weiwei ‘benim sanatım hayatımın kendisi’ diyor. Ona göre sanatçı tüm ezilenlerin, yok sayılanların, sesi çıkarılmayanların acısını taşıyan, onların sesi, bedeni, varlığı olan, kendini ve hayatını onlar için ortaya koyan kişi. Stüdyosunun dışına çıkan, güce karşı koyan, bireyi sisteme ezdiren her türlü eyleme karşı duran, gördükleri karşısında susmayı seçmeyen, muhalif ve aktivist. Danimarka’daki sergisini ülkenin göçmen karşıtı politikaları yüzünden iptal eden, Ege kıyılarına vuran Suriyeli çocuk bedeninin üzerine Midilli kıyılarına gidip yüzüstü kumsalda yatan,

Çin’deki Suchuan depreminde hayatını kaybeden binlerce çocuğun sorumlusu devlet okullarını sorgulayan (depremde ölen çocukların sırt çantalarından oluşan yerleştirmesi Münih’te sergilendi), rejimin insan hakları ihlallerini inkar etmeyen, ülkesinde defalarca tutuklanmış, uluşlar arası sanat camiasınca desteklenmiş Weiwei. Serginin bir bölümünde bir duvarın köşesine yığılmış binlerce ufak taş Çin’in kültür devrimi önderi Mao’nun bir güneş ve halkın ona bakan ayçiçekleri gibi sembolize edilmesini anlatan bir çalışmasını görüyorsunuz. Bir diğer odada Odyssey isimli bir yerleştirme, duvarlar Yunan ve Mısır replikaları ile kaplı, ortada porselen sütunlar, duvarın bir kenarında sanatçının kendi görüntüsü, yere attığı porselenle sembolik olarak ‘put kıran’ sanatçı figürü, Avrupa’daki mülteci krizinden esinlenilmiş bir başka çalışması. Bir başka odada kırılmış tabak parçalarının ortasındaki kaplan figürleri Gazze kuşatmasından binlerce insan ölürken hayvan hakları savunucusu bir derneğin hayvanat bahçesinden kurtarılan bir kaplan için seferber olması üzerine yapılmış. Ai Weiwei’nin hem birey olmakla ilgili bir derdi var, hem de kişileri provoke ederek sistemin karşısından durmaya çağıran duruşu.