Didem Doğan

Salvador de Bahia, ilk başkent

Tüm kutsal kurtarıcıların azizi anlamına gelen “Salvador de Bahia de todos os Santos” 16. Yüzyılda bir Portekiz kolonisi ve bir liman şehri olarak kuruldu. Bir tepenin üzerine kurulan şehir yukarı ve aşağı şehir- yönetim ve dini işlerin merkezi yukarısı ve ticaretin gerçekleştiği aşağısı, olmak üzere iki bölümden oluşuyordu. Günümüzde de hala böyle; bu iki bölüm bir asansörle birbirine bağlı. 1763’e kadar Brezilya’nın ilk başkenti olma sıfatına sahip oldu, bu tarihten sonra başkent ünvanı Rio de Janeiro’ya geçti. Şehrin tarihi merkezi Pelourinho Unesco kültür mirası listesinde olup mimarisi, dar sokaklarında sıralanmış renkli evleri, kilise ve sarayları, her sokaktan yankılanan müzik sesleri, okyanustan gelen ılık rüzgarı ile Brezilya’nın en güzel ve özel yerlerinden. 16. yüzyıldan itibaren başlayan köle ticaretinin ana noktasıydı. Afrika’dan gemilerle getirilen köleler büyük kısmının ayak bastığı ilk nokta Bahia’nın Salvador şehriydi. Bu yüzden Afrika dinleri ve müziğinin Brezilya kültürünü oluşturan ana öğelerden biri olması açısından önemli bir yer. Bugün hala pratik edilen candomblé (Afrika asıllı bir dinsel-ruhani pratik), samba, karnaval, bunların hepsi Salvador’da doğmuştu diyebiliriz. Kültürel açıdan başka bir önemi Brezilya edebiyatının klasikleşen ismi Jorge Amado’nun burada yaşamış olması. Yazarın 20. Yüzyıla tanıklık ettiği hayat hikayesi bir yerinde Salvador ile kesişiyor. Sol görüşleri nedeni ile Getulio Vargas askeri rejimi döneminde, 1935’lerde, kitapları kamusal alanda yakılmış bir yazar, komünizmi benimsemiş, Fransız yazarlar tarafından eserlerine dikkat çekilmiş, Brezilya’nın melez kültürüne ve değişik dinlerin senkronizasyonu temasını ele almış bir yazar. Hayata gözlerini yumduğu bu şehirde yaşadığı mavi ev eski şehrin tam göbeğinde, bugün müze ev olarak ziyarete açık.

Salvador’u tanımak için birkaç güne ihtiyacınız var. Bahia’nın Modern Sanat Müzesi, Solar de Unhão denen sahildeki 18. Yüz yıldan kalma ve eskiden şeker yüklemesi yapılan gemilerin yanaştığı kıyıda son derece iyi korunmuş bahçesi ile kocaman bir kompleks. Müze aynı zamanda Bahia (başkenti Salvador olan eyaletin ismi) bienaline de ev sahipliği yapıyor. Güneşin batışını seyretmek için ve devamında bahçesinin bir köşesine konumlanıp Brezilya’nın her yerinde karşınıza çıkan olağanüstü yetenekli müzisyenlerini dinlemek için muhteşem bir yer. Pelourinho ise eski şehrin merkezi. Yukarı ve aşağı olmak üzere iki bölümden oluşan Salvador’un yukarı kısmında yer alıyor. Brezilya’da ve Latin Amerika’da kurulan sömürge dönemi şehirlerinden en eskilerinden biri, kuruluş tarihi 16. yüzyıla uzanıyor. Pelourinho, kelime anlamını Largo denen meydanda Afrika’dan getirilen kölelerin çeşitli nedenlerle ceza alarak teşhir edildiği yer olmasından alıyor. Sömürge döneminde köle ticaretinin merkezi olan eski şehir 1990larda yapılan renovasyon ve bölgede yaşayan yerli Afrikalı nüfusun çıkarılması ile tamamen turistik bir bölge haline getirilmiş. Largo etrafındaki birkaç bloktan oluşan sokaklarda restoranlar, kafeler, barlar, butik oteller sıralı. Tek bir günde tamamını gezebileceğiniz eski şehir üç ana bölümden oluşuyor: Pelourinho/Largo de São Francisco, Largo de Carmo ve Largo de Santo Antônio Além de Carmo. 1985’te ilan edildiğinden beri Unesco dünya mirası listesinde.