Didem Doğan

San Francisco’da bir gün: Haight-Ashbury, Golden Gate parkı, Sausalito

San Francisco’nun namı biraz da bir zamanlar çiçek çocukların, karşı kültürün, hippie kültürün merkezi olmasından kaynaklanıyor. Bugün de şehirdeki bohem havayı hem tanıştığınız insanlarda hem şehrin çeşitli mekanlarında zaman zaman gözlemliyorsunuz. Şehrin tipik iki katl renkli Viktoryen tarzdaki evlerinin sıralandığı Haight-Ashbury bölgesine bir sabahınızı ayırıp bugün tasarım mağazaları, plakçılar ile sıralanmış Haight Street üzerinde yürüyebilirsiniz, devamında Golden Gate parkına girip 68 kuşağının çiçek çocuklarının buralarda geçirdiği zamanları yad edebilirsiniz. Parka adını veren Golden Gate köprüsü de şehrin ikonu haline gelmiş. Askı köprü şeklinde iki yakayı birbirine bağlayana o meşhur yapı. Bu sembolleşmiş köprünün kırmızı olduğu halde Altın Kapı diye adlandırılmasının bizim buralara gelen bir hikayesi var. Meğerse gezgin kaşif Fremont San Francisco koyunun ağzını ve bugün köprünün iki yakasının birleştirdiği dar geçidi İstanbul Boğazı’nın girişindeki Haliç’e, İngilizce Altın Boynuz denen su geçidine benzetmiş. Köprüyü otobüsle geçip Sausalito’ya varıyoruz, dönüşte ise feribotu tercih ediyoruz, böylece köprünün üstünden ve altından geçip farklı açılardan şehrin siluetini seyredebiliyoruz. Gerçekten de Istanbul’u o kadar andırıyor ki çektiğimiz bazı fotoğrafların İstanbul’da çekildiğini bile iddia edebiliriz. Sausalito’nun sakin sokakları ve yazlık havasından sonra San Francisco limanına vardığımızda şehir yine sisli. Limanda ve çevresinde vakit geçirebilir, hatta deniz kenarının keyfini daha çok çıkamak için akşam yemeğine Fisherman’s Wharf’a gidebilirsiniz. Deniz ürünleri restoranlarının bulunduğu bu balıkçı iskelesine beş dakika yürüme mesafesinden olan Buena Vista Bar’ına uğramayı unutmayın. Ve San Francisco’da mutlaka katettiğiniz yollarda tramvaya binip şehrin tepelerinden usul usul raylar üzerinde inmeyi ihmal etmeyin.