Didem Doğan

San Miguel de Allende

Meksika halkı İspanyollara karşı kazandığı bağımsızlık savaşında baş rolü oynayan aktörlerin isimlerini bu şehirlere kazımış. Başkent Mexico City’den kuzeye doğru ilerlerken ziyaret edeceğimiz ilk yerler: Dolores Hidalgo, meşhur ‘Bağımsızlık haykırışını’ 16 Eylül 1810’da bu küçük şehirden yapmış. Bu ilk ayaklanmayla kurulan ordu San Miguel’e hareket ediyor, burası bağımsızlığını kazanan ilk şehir, isminin sonuna gelen Allende ise kaptan Ignacio Allende’ye bir saygı duruşu niteliğinde. Bu bağımsızlık sevdalıları aslında kökeni İspanyol olan ailelerin Meksika’da doğmuş yeni kuşak çocuklarından ki bunlara ‘criollo’ deniyor, kökleriyle bağlarını koparıp yeni bir ülke kurmuşlar. 


San Miguel de Allende, Meksika’nın kolonyal şehirlerinden en pitoresk olanı. En iyi korunmuş eski şehirlerden biri burası. Evlerin çoğu renove edilmiş, barok ve neoklasik stilde birçok bina Meksika’nın o kendine hayran bırakan renkli siluetiyle turuncu, kırmızı, mavi dizilmekte, tasarım harikası eşyaların satıldığı minik mağazalar, yurtdışından – öncelikle ABD’den- gelen sanatçıların buraya yerleşip açtıkları atölyeler, galeriler. Bir anlamda batılıların Meksika’nın en sevdikleri yanlarını alıp boyayıp kendileri için yarattıkları bir yer burası. Eski şehrin meydanında kiliseden çıkan okul çocukları, törenler, tiyatrolar. Ben henüz farketmedim, seyahatimin devamında vardığım her yerde bu sahnelere tanık olacağım: Meksika sanata fazlaca yatırım yapan, görsel ve performans sanatlarının daha küçüklükten öğretildiği inanılmaz canlı bir ülke. Çoğu etkinlik halka açık, kamusal alanlarda: sanatın beşiği sayılan Avrupa’dan bile daha canlı görünüyor burası…