Didem Doğan

Santiago de Chile’ye giriş

Şili’nin başkenti Santiago’ya Buenos Aires’ten iki saatlik bir uçak yolculuğu ile seyahat ederken inişten önce Ant dağlarının üzerinden geçiyoruz, tepeleri karlı kaplı dağlar, vadiler İsviçre Alplerini hatırlatan manzaralar, ve dağların ardından ortaya çıkan bir şehir. Şili’nin dünyanın geri kalanına olan uzaklığı bu dağların derinleştirdiği bir uzaklık hissinden dolayı da olmalı. Mesafe olarak Lima ya da Bogota gibi bir mesafede olan şehir bu dağların ardına gizlenmeseydi sizde ‘dünyanın sonuna’ varmışsınız hissi yaratmayacaktı. Havaalanında sizle birlikte çantalarınızda, valizlerinizde de bir telaş, içlerinde herhangi bir hayvansal gıda ya da yaş meyve-sebze bulunmaması gerekiyor, hepsi teker teker makinede taranıyor ve içlerinde bunlardan birinin bulunması üç yüz dolara çıkan bir ceza ile sonuçlanabilir. Ülkeye yabancı bakterinin girişi bu yolla engelleniyor. Santiago beş milyonluk ufak bir şehir, havaalanından merkeze giderken gördüğünüz Mapucho nehri boyunca sıralanmış gecekondular dışında derli toplu, düzenli, temiz bir şehir. Eski şehir Plaza de las Armas yakınlarında yer alan Lastarrio bölgesindeyiz. Eski şehre, ‘Centro’ ya yürüme mesafesinde O’ Higgins parkı karşısında yer alan Lastarria mahallesi ve nehrin karşı tarafında bohem ve renkli sokaklarıyla Bellavista mahalleleri kentsel dönüşümden geçmiş, renkli sokakların, güzel kafe ve restoranların olduğu turistik bölgeler. 6-7 kilometrelik mesafede iş merkezlerinin olduğu şık Las Condes bölgesi var. Şehirde birçok müze mevcut; bunlardan en önemlileri eski şehrin tam merkezindeki Kolomb öncesi sanat müzesi, size halen yaşamakta olan yerli kültürlere ait birçok bilgi verecek, mutlaka gezmelisiniz. Güzel Sanatlar Müzesi Paris’teki Petit Palais’nin aynısı bire bir kopya edilerek yapılmış. Hemen arkasında parkın içinde Modern Sanat Müzesi yer alıyor. Şili’nin 1973- 90 arası süren tarihin en kanlı ve üzücü olaylarından sayılan askeri darbe ve devamındaki Pinochet dönemini anlatan Hafıza Müzesi en önemli müze olarak ilk sırada yer alır; gözünüz yaşlı bir şekilde çıkmamanız neredeyse imkansız. Matucana caddesinde yer alıyor; tam karşısındaki parkı geçip ilerlediğinizde diğer Modern Sanat Müzesi’ni göreceksiniz. Ve devamında MAT 100 isimli yine bir modern sanat mekanını bulacaksınız. Lastarria bölgesindeki Nobel ödüllü şair Gabriela Mistral’den ismini alan Mistral Kültür Merkezi de hem açık hem kapalı alanları ile tiyatro, kütüphane, salonlarında onlarca kültürel aktivitenin gerçekleştiği başka bir mekan. Bellavista bölgesinden yine Nobel ödüllü şair Pablo Neruda’nın yaşadığı La Chascona isimli ev ziyarete açık. Santiago’nun kitapçılarında biraz vakit geçirirseniz ne kadar yerli yazar ve şairin olduğuna şaşıracak ve bu ülkede neden herkesin şair olduğunu düşünmeye başlayacaksınız. Gerçekten bu görece ufak şehirde bu kadar yoğun bir kültürel hayatın olması, sergiler, kitap fuarları, halka açık ve ücretsiz birçok kültürel etkinliğin gerçekleşmesi bizde hayranlık uyandırıyor. Eski şehrin merkezi Plaza de las Armas civarında ise Postane binası, Parlamento binası La Moneda, tiyatro, bale ve opera salonları ile Municipal, Belediye Binası, Fransız mimari tarzında birçok devlet binası, Merced Katedrali gibi birbirine yürüyüş mesafesinde birçok tarihi bina yer alıyor. Turistik bir ziyaret için geldiyseniz kalmak için buralara yakınlığı nedeniyle Lastarria bölgesi önerilebilir. Şili gastronomisi buralara kadar gelmenin başka bir nedeni olabilir. Restoranlarıyla ünlü Santiago’da Peru lezzetlerinden Şili yemeklerine kadar birbirinden güzel tatlar bulacaksınız.