Didem Doğan

Şehir yürüyüşleri, part 3: Chueca’dan Reina Sofia Müzesi’ne

Madrid’in ‘casco antigua’ denen eski şehrini oluşturan merkezinde Plaza Mayor ve Plaza de Santa Ana çevresinde yürüdükten sonra bu sefer karşı tarafta Gran Via’yı geçip öteki yanı yürümeye başlıyoruz.Chueca bölgesindeki yürüyüşünüze Gran Via metro durağının tam karşısındaki Calle Hortaleza sokağından başlayabilirsiniz. Bu bölge gay nüfusu ile meşhurdu bir zamanlar. Eski bohem havasını yayalaştırılan sokaklardaki sıra sıra dizilmiş mağazalarla biraz kaybetmiş olsa da günün her saati hareketli. İlk sağdan dönüp aşağıya doğru yürümeye devam ederseniz ikinci paralel sokakta Calle Barbieri üzerinde San Antón Pazarı’na varacaksınız. Plaza Mayor’un yanındaki Mercado Municipal gibi hem yemek alışverişi yapabileceğiniz, hem de tapas tarzı atıştırmalık yemek yiyebileceğiniz yerlerden biri burası. Son derece İspanyol bir deneyim. Aşağı doğru yürüyüp sağa Gran Via tarafına döndüğümüzde Palacio del Rey Meydanına varıyoruz, meydanı arkada bırakıp devam ediyoruz, sokağın sonunda Cervantes Enstitüsü, dünyanın belli başlı tüm şehirlerinde faaliyet gösteren İspanyol dili ve kültürünü tanıtma ve yayma amaçlı bu devlet kurumunun başkentteki merkezi görkemli bir neo-klasik bina. Hemen önündeki cadde Gran Via’yı geçiyoruz, sağımızda Gran Via ile Alcala caddelerinin kesiştiği yerde şehrin sembolü haline gelmiş Metropolis binası. Karşıya geçtiğimizde Círculo Bellas Artes içinde sergilerin, konserlerin ve kültürel etkinliklerin gerçekleştiği bir merkez, en üst katındaki terasa ücretli girebiliyorsunuz, Madrid’in manzarasını buradan seyredebileceğiniz gibi daha aşağıdaki Cibeles Meydanı’na bakan postane binasının tepesinden de seyredebilirsiniz. Aşağıda Postane binasının ve müzelerin bulunduğu Prado geçişi denen ana caddeden değil ona paralel ara sokaklardan yürüyerek ilerliyoruz. Calle del Marques de Cuba sokağı boyunca devam ederek önce Plaza de las Cortes’e, sonra Plaza De Jesus’a, İsa Meydanı denen ufacık bir meydana varıyoruz. Dar sokaklar meydanlara varıyor, sonra yeniden dar sokaklara açılıyor, bitişik nizam sıralanan eski binalar demirden panjurları ile perspektifi derinleştiriyorlar. Birazdan eski şehrin havasından çıkıp metropol havasına yeniden girip Atacho caddesini boylu boyunca geçiyoruz ve yine ara sokaklara dalıyoruz. İleride vardığımız Kraliçe Sofia Sanat Müzesi modern sanat müzesi olarak şehrin en önemli ziyaret yerlerinden biri. Koleksiyonundaki Picasso’nun Guernica’sı ile ünlü. Salı günleri kapalı. Retiro Parkı içindeki Kristal Saray da müzeye bağlı başka bir mekan. Aşağı inip trafik ışıklarını geçtiğinizde karşınızda Atocha tren istasyonu.