Didem Doğan

Zócalo Meydanı, Mexico City

Meksika’da gözlerimi açtığım ilk sabah; kendimi kahvaltı yaptığım otelin terasından bu koskoca meydana bakarken buluyorum; dünyanın en büyük şehir meydanları sıralamasında yer alıyor mudur... Büyük bir dikdörtgene benzeyen, daha doğrusu futbol sahasını andıran bu meydan 14. Yüzyılın başlarında kurulan Aztek döneminden beri bir ritüel mekanı. Meydanın hemen yakınında yer alan Büyük Tapınak Azteklerin dünyanın merkezi olduğuna inandıkları yer. Bugünün başkent Meksika’sında ‘centro’ diye anılan eski şehirdeyim. Merkezin merkezi burası, göl üzerine kurulduğunu öğreniyorum, meydanda adımlıyorum, ayaklarım aşağı doğru çekiliyor, algılayamadığımız bir zaman diliminde aşağı doğru kayıyoruz hissi… Meydanın bir cephesi Ulusay Saray’ın duvarları ile kaplı, diğer bir cephesinde Şehir Katedrali bu sefer 16. Yüzyılın başlarında gelen Hernan Cortes ve ispanyolların imzasını taşıyor… Antropoloji Müzesi’nde göreceğim güneş taşının bu Büyük Tapınak’ta bulunduğunu öğreniyorum. 21. Yüzyıldaki algımızın içine sığmayan tören kurban edilme hikayeleri, kakıtılan kanın konulduğu devasa taştan oyulmuş kaplar… ;