Didem Doğan

Zanzibar’a giriş

Deniz kokusu, ılık ılık Hint Okyanusu’ndan gelen rüzgarla birbirine değen palmiye ağaçlarının yaprakları, bembeyaz kumlar, her gün yüzlerce metre çekilen ve akşam kıyıya yeniden gelen sular, gelgit sırasında denizin ortasında yürüyen insanlar, burnunuza gelen baharat kokuları, çamurlu eciş bücüş yollar, ezan sesleri, bebeği kucağında kilometrelerce yürüyen kadınlar, bankların üzerine çömelmiş günü geçiren entarili amcalar, ‘Jambu’ diyerek size yaklaşan çocuklar, Afrika’nın belki en turistik yerlerinden biri Zanzibar, ama yine de hala egzotik ve eğer bizim gibi dünyanın dört bir köşesini arşınlamış bile olsanız size fazlasıyla ilginç gelecek bir yer.

Bunun sebeplerinden belki de en önemlisi, tropikal bi ada olmasından çok, tarihi ve çok kültürlülüğü. Araplardan Farslara, Avrupalılardan Afrikalılara tarih boyunca hep ticaret merkezi olan Zanzibar bu çok kültürlülüğü ırkında, kültüründe hala yaşatıyor. Stone Town sokaklarından yürürken camiileri, katedrali, Hindu tapınağını birbirlerine yürüme mesafesinden ziyaret edebiliyorsunuz.

Adayı en erken ziyaret eden toplulukların başında Araplar geliyor. Daha sekizinci yüzyılda başlayan seferleri körfezden Muscat ve Oman’dan gemilerle gelen Araplar baharat, fildişi, köle ticareti yapıyorlardı. İslamiyet onlarla birlikte geldi ve hala adanın büyük çoğunluğu, yüzde doksan yedisi, Müslüman halktan oluşuyor. Onbirinci yüzyıldan kalma camii de bıraktıkları bir başka miras. Oman’da bulunan Al Busaid hanedanı Sultan Seyyid Said 1832’de hanedanlığını Muscat’tan Zanzibar’a taşıyor. Zanzibar’a gelen ikinci grup ise İran’ın Şiraz bölgesinden gelen Farslılar. Arplar yerel halkla evlenmemiş ve karışmamıştı ama İranlılar Afrikalılarla evlendiler ve Şiraz-Afro yeni bir ırkın doğmasını sağladılar. Bir diğer küçük grup ise Hintli tüccarlar. İngilizler de Doğu Afrika’da misyonerlik faaliyetler için bulunan bir diğer grup. Zanzibar’ın karşısındaki ana karada Almanlar da ticari faaliyetler için bulunan bir başka grup idi. 1873’ten itibaren köle ticareti illegal hale geliyor, daha uzun süreler devam ettiği söylense de. Fildişi taşıyan, diri diri gömülen kölelerin hikayesi bu toprakların en karanlık yönü. Zanzibar 1890’dan 1960’a kadar İngiliz sömürgesi olarak yönetiliyor, bugün ise Tanzanya’nın bir Parçası olsa da, kendi ayrı başkanı olan özerk bir yönetime sahip. Adanın en büyük geliri turizm, fahiş fiyatlarda konaklama imkanı sağlayan resortlar ile yetersiz altyapı ve geçim kaynağının turizmden kazanan geliri arasında büyük bir tezat var, evet (bir çok diğer birinci dünya dışındaki turizm merkezlerinde olduğu gibi). Yine de bu sizi Zanzibar’a gelmekten alıkoymasın. 

This site uses cookies to understand visitor needs. You can see our terms of service police here. To allow us to improve our content please click ok. OK